|
Mayıs ayında, ilk olarak Meksika’ da tespit edilen “domuz gribi” salgını, ülkemizde de etkisini göstermeye başladı. Ne yazık ki yalan-yanlış, kulaktan duyma bilgiler; medya organlarının da provokasyonlarıyla karşımıza çıkıyor ve her birimizin dimağını bulandırıyor.
Ancak böyle zamanlarda, güvenilir bilimsel verilerle hareket etmek ve gereken önlemleri almak konusunda geç kalınmamalı… Nitekim, geçtiğimiz günlerde ilk olarak sağlık personeline uygulanan aşılar; ilköğretim dönemi okul çocukları ve risk grupları ile problemsiz bir şekilde sürdürülecek ve umuyoruz ki tüm toplumun katılımı ile birlikte, domuz gribine karşı etkin bir direnç bariyeri oluşturulabilecek.
Biz de bu konuyu, sadece “kozmodermo” olarak değil, tıp ve bilim insanları olarak, mümkün olduğunca tarafsız bir şekilde araştırdık ve infeksiyon hastalıkları uzmanları, Dünya Sağlık Örgütü, türkçe ve yabancı dil kaynaklı güvenilir yayın kaynaklarının deklarasyonlarını derleyerek bu bölümü oluşturduk.
Dünya Sağlık Örgütü tarafından deklare edilen, “Domuz Gribi Pandemisi’ nde Evre 6” ne anlama gelmektedir?
Yeni virüsün ( İnfluenza A yeni tipi: H1N1 ); yayılma, insandan insana bulaşma, vaka sayısında artış oranlarının; artık maksimum düzeye eriştiği ve bölgesel olmaktan çıkıp tüm dünyayı saracak ve devam edecek bir bulaşmanın gözlendiği, gündemde olan salgın hastalığın en tehlikeli ve son evresidir. Ülkemizde, salgının azami etkilerinin Aralık ve Ocak aylarında yaşanacağı öngörülüyor.
Şu anda ortamdaki grip yani influenza virüsleri hangileridir?
Şu anda ortamda, 3 adet influenza tipi bulunmaktadır.Bunlar:
- Mevsimsel influenza virüsü: H3N2
- Kuş gribi virüsü: H5N1
- Domuz gribi virüsü: H1N1
Pek tabii ki bu kış, pandemi yaptığından “domuz gribi virüsü” ön plandadır.
Ölüm oranları konusunda, farklı spekülasyonlar ve senaryolar mevcut… Mevsimsel gripten de her yıl çok ölüm oluyormuş. Neden bu yeni tip virüs daha önemli?
Hastalığın daha doğrusu virüsün, influenza virüsünün yeni bir tipi oluşu; bu karışıklığa sebep olmaktadır. Henüz 6 ay evvel tespit edilen mikroorganizmanın yol açtığı ölüm oranları; her bir ülkeye göre farklılıklar göstermektedir. Bunun sebebi olarak, bir taraftan hastalığı ayakta geçiren vakaların tıp merkezlerine başvurmamaları dolayısıyla tüm vakaların sayısal tespitinin tam olarak yapılamaması gösterilirken; bir taraftan söz konusu ülkenin gelişmişlik düzeyi, hatta iklim koşullarının bile ölüm oranları üzerinde etkili olduğu düşünülmektedir.
H1N1 virüsü, mevsimsel influenza virüsüne göre daha az öldürücüdür; ancak pandemi yapması ile, çok büyük bir nüfusu etkileyeceğinden, ölüm vakalarının artmasından endişe duyulmaktadır. Ayrıca mevsimsel grip sebebi ile gerçekleşen ölüm vakalarının % 90’ ını, 65 yaş üstündekiler (yaşlılar) oluştururken; domuz gribinde tam tersine 65 yaş altındakiler (özellikle çocuk, genç ve erişkinler) risk altındadır. Bu kadar geniş çaplı bir salgında, virüs mutasyona uğrayıp daha öldürücü bir influenza tipi haline gelebilir (1918 salgınında, bu nedenle yaklaşık 50 milyon ölüm olduğu tahmin edilmektedir).
Net rakamsal bilgilere gelince; en son olarak Ekim 2009 ortalarında, tüm dünyada toplam 400.000 civarı hasta saptanmış ve 5000 civarı da ölüm gözlenmiştir. Türkiye’ de ise, 25 Ekim’ de 1100 vaka ve sadece 1 ölüm saptanırken, 10 Kasım’ da ölüm sayısı 36’ ya çıkmıştır.
Bu hastalığın kesin tanısı için hangi testler yaptırılmalıdır?
PCR (Polymerase Chain Reaction-polimeraz zincir reaksiyonu) testi en önemli tanı aracıdır. Burun akıntısıdan veya boğazdan alınan sürüntü örneğinden, bu test yapılır. Ancak şu anda hastalık son derece yaygın olduğundan ve testin (+) sonuç vermesi yaklaşımda bir farklılık getirmeyeceğinden; başvuran grip hastalarının hepsine test yapılması gerekli görülmemektedir. Hastalığı ağır seyreden ve hastaneye yatış gerektiren vakalara, gerekli testler ve antiviral tedavi uygulanmaktadır.
Kuluçka dönemi ve bulaşıcılık ne kadar sürmektedir?
Virüs alındıktan sonra 1-7 gün içerisinde, hastalığın bulguları ortaya çıkmaktadır. Başkalarına bulaştırma süresi, kuluçka dönemi ile hastalığın bulgularının izlendiği tüm süreci kapsamaktadır. Dolayısıyla hastaların, bulguların başlamasından itibaren, en az 7 gün boyunca maske kullanımı ve dışarı çıkmama gibi yöntemlerle kısmen tecrit edilmesi uygundur.
Domuz gribi, mevsimsel grip veya soğuk algınlığına, klinik bulgulara dayanarak net bir şekilde kesin tanı koymak mümkün müdür?
Hayır, mümkün değildir. Her 3 hastalıkta da klinik bulgular birbirine çok benzemektedir. Yalnız domuz gribinde bulantı, kusma ve ishal şikayetleri diğerlerine göre daha yüksek oranlarda dikkat çekmektedir.
Hastanede yatarak tedavi gerektiren olgular hangileridir veya hangi durumda mutlaka hastaneye başvurulmalıdır?
Nefes darlığı veya zor nefes almak, göğüs ağrısı, vücutta solgunluk veya morarma
Bilinç bulanıklığı, uykuya meyil, şiddetli baş ağrısı
Sık ve uzun süreli kusma
Çocuklarda iyi beslenememe, ateşle beraber döküntü olması
Ateşin 5 günden daha uzun süre devam etmesi
Bulaşmayı en aza indirgemek için neler yapılmalıdır?
H1N1 de mevsimsel grip etkenleri gibi bulaşmaktadır. Kişiden kişiye genellikle öksürme, aksırma esnasında ortama yayılan ve virüs içeren damlacıklarla bulaşır (damlacık yolu). Bu damlacıklar 1.5 metre içindeki diğer insanlarca, vücuda direkt solunum yolu ile alınabileceği gibi; ortamdaki kapı kolu, masa, sandalye, telefon, elektrik düğmesi v.b. gibi cansız yüzeylerden eller vasıtasıyla da alınabilir. Tokalaşma, öpüşme, sarılma vb. yakın temasla da bulaşma olmaktadır. İçme, kullanma ve havuz sularıyla herhangi bir bulaşma gösterilmemiştir.
Virüsün iş ortamında masa, sandalye vb. yüzeylerdeki canlılığını; ortamın ısısı, nem oranı ve temizlenme sıklığı etkiler. Kapı kolu, masa, bardak gibi özellikle pürüzsüz yüzeylerde, virüs 2-8 saat canlı kalmaktadır. Bu yüzeylerin sık sık temizlenmesi, bulaşma riskini de en aza indirecektir.
Öksürdükten ve hapşırdıktan sonra eller bol sabun ve suyla yıkanmalıdır. Alkol içeren el yıkama antiseptikleri de kullanılabilir. Kirli ellerle, gözlere, burna ve ağza dokunulmamalıdır. Öksürme sırasında ağız ve burun bir mendil ile, yok ise kol ile kapatılmalıdır. Kağıt mendil kullanılmalıdır. Eller sık sık, en az 15-20 saniye süreyle su ve sabunla yıkanmalıdır. Su ve sabuna ulaşılamayan yerlerde (sokakta, toplu taşıma araçlarında, alışveriş merkezlerinde vb.) alkol içeren el antiseptikleri ve dezenfektanlar kullanılabilir.
Bulunulan mekan sık sık havalandırılmalıdır. Gereklilik halinde maske (cerrahi maske) takılmalıdır. Hasta olma olasılığı bulunanlarla yakın temastan kaçınılmalıdır. Kalabalık ve havasız ortamlarda fazla bulunulmamalıdır. Eller mümkün olduğunca göze, ağza ve burna değdirilmemelidir. Vücut direncini azami düzeyde tutabilmek için genel sağlık kurallarına uyulmalı; yani düzenli uyku uyumalı, stresten uzak durmalı, bol sıvı almalı ve düzgün beslenilmelidir.
Hastalığı ağır geçiren ve ölüm oranları yüksek olan yani risk grubundakiler kimlerdir?
- Bazı kronik (müzmin) hastalıkları (şeker hastalığı, kalp damar hastalıkları, kronik akciğer hastalıkları, solunum sistemi ile ilgili diğer sorunlar, belirgin şişmanlık) olan her yaştaki kişiler
- Gebeler
- Özellikle 2 yaş altındaki küçük çocuklar
- 65 yaş üzerindekiler
Hastanede yatarak tedavi gerektiren olgular hangileridir veya hangi durumda mutlaka hastaneye başvurulmalıdır?
Nefes darlığı veya zor nefes almak, göğüs ağrısı, vücutta solgunluk veya morarma
Bilinç bulanıklığı, uykuya meyil, şiddetli baş ağrısı
Sık ve uzun süreli kusma
Çocuklarda iyi beslenememe, ateşle beraber döküntü olması
Ateşin 5 günden daha uzun süre devam etmesi
Grip belirtileri başladığında, antibiotik veya antiviral bir ilaç kullanmaya başlayamaz mıyız?
Vakaların çoğunda hastane yatışı ya da antiviral tedavi gerekmemektedir. Grip vakalarında kullanılan antiviral ilaçlar, Sağlık Bakanlığı’ nın kontrolünde tutulmaktadır ve bunların hastaneye yatış gerektirecek veya risk grubundaki ağır hastalarda kullanılması planlanmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü de, gereğinde kullanmak üzere, 5 milyon erişkinin tedavisinde kullanılabilecek antiviral ilaç rezerv etmektedir. Antibiotikler ise, influenza ve tüm diğer virüs enfeksiyonlarında etkisizdir. Ancak, grip hastalarının ölümüne sebep olabilen, zatürree-pnömoni durumlarında hekimlerin inisyatifleri doğrultusunda kullanılmaları gerekmektedir. Destekleyici tedavi olarak; ateş düşürücü-ağrı kesici, sıvı alımının artırılması ve dinlenme önerilmektedir. Yalnız çocuklarda ve gençlerde “Reye Sendromu” adlı tabloya sebep olabileceğinden ASPİRİN kullanılmamalıdır!
Ülkemiz güvenilir bir aşı getirtiyor mu?
Getirilen aşıları, Novartis (İtalyan) ilaç firması “Focetria” adı altında üretmektedir. Bu aşı ilk olarak kuş gribi (H5N1) için 2007’de üretilmiştir. Avrupa Birliği ülkeleri de bu aşıdan kullanmakta ve üretimi için, halen büyük çapta siparişler devam etmektedir. Aşılar, tüm dünyada ilaç ve diğer medikal ürünler konusunda otör olarak bilinen kurumlar (Amerika’ da FDA, Avrupa’ da EMEA) tarafından onaylanmıştır. Mesela Fransa, toplam nüfusu 65 milyon civarında olduğu halde, 94 milyon kadar domuz gribi aşısı ısmarlamıştır.
Her ilacın yan etkisi olabileceği gibi aşıların da vardır mutlaka… Bunlar nelerdir? Görülme sıklıkları çok mu fazladır?
Bebeklerde: 6-36 ayda huzursuzluk, alışılmadık ağlama, uykusuzluk, diyare (ishal), yeme alışkanlıklarında değişiklik görülebilir.
Çocuklarda: Baş ağrısı, halsizlik sık görülür.
Adolesanda: Kendini kötü hissetme, ateş, kas ve eklem ağrıları, baş ağrısı, halsizlik, bulantı, titreme, terleme görülebilir. Aşı yerinde ısı artışı ve kızarıklık; ense-koltukaltı-kasıklarda lenf bezlerinin büyümesi ve ele gelmesi de sık yan etkilerdendir.
Nadiren: Kaşıntı, ürtiker (döküntü), ishal, kusma, ellerde ayaklarda uyuşma, karıncalanma, uykusuzluk, huzursuzluk, mide ağrısı saptanabilir. (link-cilt hst.)
Daha nadiren: Allerjik reaksiyon, hipotansiyon (bazen şoka gidiş), trombositopeni (kan pıhtılaşmasını sağlayan hücrenin azalması ve buna bağlı kanamalar) olabilir.
Çok nadiren: -Vaskülit (damarsal bir hastalık ve buna bağlı olarak deri döküntüsü, eklem ağrısı, böbrek problemi)
-Ensefalomyelit (Merkezi Sinir Sistemi hastalığı)
-Nörit (Sinirlerin iltihabi hastalığı)
-Guillain Barre Sendromu (medyada çok tartışılan sinir sisteminin kalıcı hastalığıdır; 1976’ da Amerika’ da yapılan geniş çaplı grip aşılama kampanyası sonrasında, aşı sonrası normalde çok nadiren (1 milyonda bir) görülen bu hastalık oranları 10 katına yükselmiştir (1 milyonda 10). Yalnız, influenza hastalığını geçirenlerde, Guillain Barre Sendromu görülme sıklığının “1 milyonda 40” olduğunu da göz ardı etmemek gerekir.
Medyada, özellikle aşının içindeki thiomersol (civa) ve adjuvan dediğimiz aşının etkinliğini arttıran maddelerin (MF59(squalen+polisorbat)) yol açabileceği yan etkiler söz konusu edilmekte ve bu söylemler toplumda panik ve kararsızlık eğilimlerini arttırmaktadır. Ancak, bahsedilen maddeler yıllardan beri, başka aşılarda da kullanılmış ve insan sağlığına zararı gözlenmemiştir.
Aşıların nadir yan etkilerine gelince, bunlar virüsün kendi komplikasyonları ile çok benzeşmektedir; ancak hastalığın kendisine yakalanıldığında, bu risklere aşıyla karşılaştırılamayacak kadar (en az 40-50 katı) yüksek oranlarda maruz kalınacaktır.
Aşı kimlere uygulanmaz yani kontrendikedir?
Yumurta allerjisi olanlara bu aşı yapılmaz. 10 yaşından büyüklere tek doz, 3-9 yaş arasındakilere 3 hafta ara ile iki yarım doz uygulanması önerilmektedir. 6 aydan küçüklere de aşı uygulanmaz.
Seyahat etmemizin her hangi bir sakıncası var mı?
Dünya Sağlık Örgütü’ nün deklarasyonlarına göre; virüs hastada bulgu vermeden bulaşıcılık başladığı için, seyahatlerin kısıtlanması veya kontrol altında tutulması söz konusu değildir ve hastalığın yayılmasına engel olabilecek bir uygulama olamaz.
Son günlerde üzerimde bir kırıklık var, hafif ateşliyim. 2 aylık bir bebeğim var. Ya domuz gribi olduysam… Emzirmeye devam etmeli miyim?
Anne sütünde bulunan doğal maddeler, bebekleri her zaman hastalıklara karşı daha dayanıklı kılar. Dolayısıyla, anne sütüne geçecek ve bebeğe zarar verebilecek bir ilaç kullanılmadıkça annenin grip olması halinde dahi emzirmeye devam etmesi önerilmektedir.
Ben hamileyim. Ben de aşılanacak mıyım? Aşı karnımdaki bebeği olumsuz bir şekilde etkileyebilir mi?
Gebeler, bu hastalıkta risk gruplarında en ön sıralarda yer almaktadırlar. Yapılan çalışmalarda aşının, gebenin kendisine ve taşıdığı fetusa olumsuz bir etkisinin olmadığı bildirilmektedir. Sağlık Bakanlığı’ nın planlamasına göre, 25 yaşından küçük gebeler öncelikli olarak aşılanacaktır.
Sağlık Bakanlığımız’ ın yapılacak aşılamalarda öncelik sıralaması ne şekilde planlanmıştır?
· Sağlık çalışanları
· Anaokulu-ilköğretim öğrencileri
· 24 yaşa kadar risk grubundaki çocuklar:
1. 5 yaştan (özellikle 2 yaştan) küçük çocuklar
2. 19 yaş altında ve uzun süreli aspirin kullanmakta olanlar
3. Gebeler, lohusalık (2 hafta), düşükten sonraki 2 hafta
4. Altta yatan hastalığı olanlar
· Kronik akciğer hastalıkları (astım, son 1 yıl içinde sistemik kortizon kullanımı…)
· Hipertansiyon hariç kalp damar hastalıkları
· Aktif kanser
· Kronik böbrek yetmezliği
· Kronik karaciğer hastalığı
· Diyabet-Şeker hastalığı
· Sickle cell anemi benzeri hemoglobinopati-Kan hastalıkları
· İmmünsüpresyon-Bağışıklık sisteminin yetersiz olduğu hastalıklar (HIV; organ veya kemik iliği nakli, immün süpresif ilaç kullanılan inflamatuar hastalıklar)
· Romatizmal hastalıklar (romatoid artrit, SLE, psöriatik artrit, skleroderma, Sjögren sendromu, spondiloartropati, dermatomyozit, sarkoidoz, nekrotizan arterit, vaskülit, poliarteritis nodosa...)
· Sinir sistemi ile ilişkili durumlar (kognitif disfonksiyon, spinal kord hasarı, konvülsif hastalıklar, nöromuskuler bozukluklar, cerebral palsy)
· Altta yatan metabolik bozuklukları olan çocuklar
- Altta yatan hastalığı olan erişkinler
- Hacılar
- 24 yaş üstü erişkinler
Ülkemizde yaklaşık 1 aydır, domuz gribi aşısının yan etkileri, güvenilmezliği, dış mihrakların komploları, üretici ilaç firmalarının devasa ekonomik rantları tartışılıyor. Neden aşı olayım?
- Dünya çapında pandemi var.
- Salgın çocuk, genç ve erişkinleri daha çok etkiliyor.
- Altta yatan hastalığı olmayanlar da ölebiliyor.
- Hastalanırsanız ailenize, çocuklarınıza ve diğerlerine de bulaştırma riskiniz var.
- Aşıların onayı alındı: FDA ve EMEA ( link )
- Aşıların yan etkileri olabilir ama hastalığa ait riskler daha yüksek.
- Bütün dünya yanılıyor olmamalı !!
Gelecek sene bu virüs yok mu olacak?
Pek tabii ki hayır. Ama en azından, pandemi yani bu alarm durumu sona erebilir. H1N1 aynen mevsimsel grip etkeni (H3N2) gibi ortamda bulunmaya devam edecektir. Muhtemelen de mevsimsel H3N2 aşısının içine H1N1 aşısı da entegre edilecek ve beraber kullanıma sunulacaktır
Geri Dön
DOĞRU ve GÜVENİLİR BİLGİ ALIN
SAĞLIKLI ve GENÇ KALIN
KOZMODERMO KOZMETİK BİLGİLENME SİTESİ
|